tren

Şeker Hastalığı ve Ayak Yaraları

Diyabet, diğer ismiyle şeker hastalığı, çağımızın müzmin hastalıkları arasında ön sıralarda yer almaktadır. Besinlerle alınarak kana karışan şekerin vücutta yıkılarak enerjiye dönüştürülememesi hastalığın karakteristik özelliğidir. Böylelikle kanda dolaşan şeker idrar ile atılır. Kısaca, kişi yediği besinler vasıtasıyla aldığı şekeri kullanamaz. Şeker hastalarında ayak yaraları sıkça görülmektedir.

Şeker hastalarının kanında yüksek bulunan ve vücut tarafından kullanılamayan şeker, damarlarında ve sinirlerin harap olmasına neden olur. Öncelikle küçük damarlarda başlayan daha sonra büyük damarları da etkileyen hastalık damarların tıkanmasına neden olur. Şeker hastalarında vücudun her organında damar tıkanıklığı görülebilir. Bu hastalığın vücut organlarına verdiği hasar saymakla bitmeyeceğinden Diyabet Hastalığına multidisipliner yaklaşmak gerekecektir.

Her ne kadar şeker hastaların sıklıkla ayaklarında yara görülürse de, diyabetik hastaların elleri, kolları dahi bu hastalıktan etkilenebilir. Mekanizma, kanda yüksek miktarda bulunan şekerin damarların yapısını bozmasıdır. Bu duruma “anjiyopati” ismi verilir. Zarar gören damarlarda tıkanıklık gelişir. Damar tıkanıklığı geliştikten sonra dolaşımı bozulan bacakların beslenmesi bozulur. Oksijen hücrelere iletilemez, hücrelerin artıkları uzaklaştırılamaz.  Yeterince oksijenlenmeyen dokularda enfeksiyon gelişir. Enfeksiyon nedeniyle uygulanan kuvvetli antibiyotikler tıkanık olan damarlardan geçerek hedef organa ulaşamaz. Sonuç olarak tıkalı damar, hedefe ulaşamayan antibiyotik, uygun ortam yakalayarak rahatça üreyen mikroorganizmalar bulunur.

Ayakta gelişen yaraların yanı sıra bu hastalar ayrıca ayaklarının üşümesinden, hiç ısınmamasından şikayet ederler. Bunun nedeni “nöropati” dir. Bu hastaların hissiyatında sorun olur. Ayaklarının üşüdüğünü hisseden hastalar, ayaklarını ısıtmak için sobanın veya ısıtıcının üzerine koyarlar. Hissiyatı bozulan ayaklarda, bu sıcak ortamda yanık gelişir ve ne yazık ki hastalar ayaklarının yandığını hissetmezler. Aynı zamanda ayaklarda mevcut his kusuru hastanın ayağına aldıkları darbeleri zorlanmaları hissedememesine neden olur. Ağrı hissi bozulduğu için hasta ayakta gelişen enfeksiyonu, şişliği hatta kırığı dahi hissedemez. Bu hissizlik bir şekilde umursamazlığı da beraberinde getirir. Tedavisi geç kalan ayaklarda enfeksiyon ilerler ve kontrol edilemez safhaya geçer.

Damar tıkanıklığı dokunun beslenmesini bozar. Hissizlik vücudun kendini koruma refleksini ortadan kaldırarak mevcut enfeksiyonu algılayamamaya yol açar. İşte bu ortam, ayak yarasının gelişimi için en uygun ortamdır.

Şeker hastalığına bağlı ayak yarasının tedavisi de zordur. Şeker hastalığı nedeniyle ayak yarası bulunan hastalar, birçok farklı uzmanlık dalının doktoruna tek tek başvurmak zorunda kalırlar. Ayak yarası nedeniyle Ortopedi doktoruna gelirler. Ortopedi doktorları ayakta aktif enfeksiyon olması nedeniyle hastaları Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanına yönlendirilir. Enfeksiyon hastalıkları Uzmanı hastaya antibiyotik verir, ancak yukarıda bahsedilen olumsuz koşullardan dolayı antibiyotik etkinlik gösteremez. Mevcut aktif enfeksiyon nedeniyle Endokrin Hastalıkları Uzmanı kan şekerini bir türlü düzenleyemez. Kan şekeri düzenlemesi sağlanamadığından enfeksiyon da düzelmez. Durum tam anlamıyla “tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar?” hikayesine döner. Bu kısır döngüyü bir yerinden kırmak gerekir.

Tedaviye kabaca bakarsak, damar tıkanıklığı olduğuna göre damar cerrahı olmalıdır. Kan şekerinin ayarlanması ve tedavisi için dahiliye ve endokrin doktorları tedavi edecek takımda bulunmalıdır. Olay ayakta cereyan ettiğine göre ortopedi, ortalıkta enfeksiyon olduğuna göre enfeksiyon hastalıkları doktorunun tedaviye iştigal etmelerini gerektirir. Duruma göre bu takıma plastik cerrahi, fizik tedavi gibi daha birçok bölüm eklenebilir. Bu branşların birbiriyle iletişiminin iyi olması gerekir. Bir bölümle işin bitip, diğeri ile başlaması söz konusu değildir. Gerekli olan tüm branşlar hastaya aynı anda dokunabilmelidir. Sorunlardan biri dahi giderilemezse diğer problemlerin üstesinden gelmek imkansızlaşır.

Bu hasta grubunda hemen her zaman damar tıkanıklığı bulunması nedeniyle işe damarları gösteren Doppler Ultrasonografi tetkiki ile başlamak gerekir. Bu tetkik ile damar tıkanıklığı tespit edilen hastalarda, damar açmaya yönelik yapılan işlemler oldukça faydalı olacaktır. Bacak damarlarına uygulanan “anjiyografi” yöntemi ile tıkalı olan damarların açılması, beslenmeyen uzuvların tekrar kanlanmasını sağlanacaktır. Kanlanan dokulara yeterli oksijen ulaşacaktır. Ayrıca damar yoluyla verilen antibiyotikler istenen hedef organa rahatlıkla ulaşacaktır. Bu durumda oksijenlenen dokulara ulaşan antibiyotik, mikroorganizmalarla savaşmak için güçlü bir silah haline gelecektir. Enfeksiyon kontrol altına alınınca kan şekerinin ayarlanması da kolaylıkla sağlanacaktır. Yüzeyel yaralar yara bakımı ile iyileştirilir. Bazen “debritman” ismi verilen ölü dokuların temizlenmesi işlemi uygulanır. Altta sağlıklı doku görünene kadar bu işleme devam edilir. Açık olan yaraya vakumlu kapama tedavisi veya bir takım iyileşme faktörlerini içeren yara pansumanları yapılır. Ayrıca ayak tabanında mevcut yaraların üzerine bası olmaması için özel ayakkabı ve botlar kullanılır.

Tedavide geç kalınan veya tedavinin fayda vermediği hastalarda ise derin dokuda doku ölümü gerçekleşecektir. Bu durum halk arasında “Gangren” olarak isimlendirilir. Gangren durumunda ölü olan uzvun vücuttan uzaklaştırılması anlamına gelen “Ampütasyon” işlemi uygulanılır. Bu işlem genel olarak hastalar tarafından nihai tedavi olarak görülür. Aslında bu işlem sadece ölü olan, yerinde kalması halinde vücuda zarar verecek olan doku parçasının cerrahi yöntemlerle uzaklaştırılması olup, ana hastalığı yani diyabeti tedavi etmeyecektir.

Şeker hastaları, bu hastalığın her daim kendileriyle birlikte olacağını bilip, bu hastalıkla birlikte yaşamayı öğrenmeleri gerekir. Dolayısı ile bu hastalığın iyileşen bir yarada veya kesilen bir uzuvda tekerrür edebileceği iyi bilinmelidir. Bir bacakta bu hadise geliştiyse diğer bacağında risk altında olduğu iyi bilinmelidir.

Şeker hastaları hastalıklarının farkında olup, her zaman sağlıklarına dikkat etmeleri gerekir. Kan şekeri takiplerine ve beslenmelerine azami özeni göstermelidirler. Düzenli doktor ve Diyetisyen kontrolleri şarttır.

 

 

Güncellenme Tarihi: 17 Oca 2023, 09:11

Bu içerik, Atakent Sağlık Grubu Tıbbi Yayın Kurulu’nun onayı ile yayınlanmıştır. Sayfada yayınlanan içerikler kayıt tarihindeki bilimsel verilerle hazırlanmıştır ve sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tedavi edici sağlık hizmetine yönelik içerikler bulunmamaktadır. Doğru tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

 

Doktora Danış