tren

Kalın Barsak (Kolon) Polip ve Kanserlerine Zamanında Tanı Koymak Önemli

Kolon ve rektum, sindirim sisteminin bir parçasıdır; kalın bağırsak denilen uzun ve kaslı bir tüpü oluştururlar. Kolon, kalın bağırsağın ilk 140 – 150 cm’si ve rektum geri kalan 15 cm’sidir. Kısmen sindirilmiş yiyecek kolona ince bağırsaktan girer. Kolon yiyecekten suyu ve besinleri çıkarır ve geri kalanını atık (dışkı) haline getirir. Besinlerin büyük bölümü sindirildikten sonra geriye kalan atık kolona ulaşır. Kolonun temel işlevi suyu emmektir. Atık kolondan geçerek rektuma varır ve daha sonra vücuttan anüs yoluyla atılır.

Kolon ve rektum kanserleri görülme sıklığı bakımından tüm kanserler arasında prostat, meme ve akciğer kanserinden sonra 4. sırada yer almaktadır. %90’ı 50 yaşından sonra ortaya çıkmaktadır.

Kolon kanserlerinin %25’i çekum ve çıkan kolonda, yüzde 15’i transvers kolonda, yüzde 5’i inen kolonda, yüzde 25’i sigmoid kolonda, yüzde 10’u rektosigmoid bileşkede ve %20’si de rektumda yer almaktadır.

Proksimal kolonda yer alan tümörler daha çok polipoid ve lümene doğru büyümeye eğilimlidir ve obstrüksiyon sık görülmez. Distal yerleşimli kanserler ise daha çok anüler bir infiltrasyon gösterirler ve obstrüksiyon daha sık gelişir.

Sağ kolon kanserlerinde kronik kan kaybı, hastalarda anemi, halsizlik, yorgunluk ve kilo kaybına yol açabilir.

Sol kolon çapının daha dar, tümörlerin daha çok infiltratif tipte olması ve dışkı kıvamının da daha katı olması sebebiyle, sol kolon kanserleri tıkanmaya daha eğilimlidirler.

Kolon ve rektum kanserlerinde 5 yıllık sağkalım oranı erken evrelerde %90’larda iken, ileri evrelerde %5 düzeylerine düştüğü göz önüne alındığında, erken tanı ve tarama programlarının önemi ortaya çıkmaktadır.

Tarama seçenekleri şunlardır:

Yılda bir gaitada gizli kan (GGK), her 5 yılda bir fleksibl sigmoidoskopi (FS), yılda bir GGK ile birlikte her 5 yılda bir FS, ya da her 10 yılda bir kolonoskopi yapılması önerilir.

Polipler, kalın bağırsağın (kolon ve rektumun) yüzeyini örten tabakanın (mukoza) anormal büyümesi sonucu gelişen ve bağırsak kanalı (lümen) içine doğru büyüyen kabartılardır.

Kalın bağırsağın en sık görülen hastalıklarından biridir. Erişkinlerde %15-20 oranında polip gözlenebilir. 50 yaş üzerinde ise bu oran %40-50’lere ulaşır.

Polipler farklı şekillerde oluşabilir. Bazı polipler, düz (sapsız veya sesil), bazıları ise bir sap ile bağırsak duvarına bağlıdır (saplı polip).

Oluşan polipler büyüklüklerine göre de sınıflandırılırlar. 5 mm’den küçük olanlara küçük polip (diminütif polip), 5-10 mm arası orta boy ve 10 mm den büyük olanlara ise büyük boy polip denir.

Polipler şekil ve boyut olarak sınıflanmalarına ek olarak davranış özelliklerine göre de sınıflandırılırlar. Bazı polipler sadece bir kabartı olarak bağırsak içinde oluşabilirler ve vücutta herhangi bir zararlı etki göstermezler. Bunlara iyi huylu polipler (benign polipler) denir. Bazı polipler ise çoğalabilir, büyür ve kansere dönüşüm gösterirler. Bu poliplere kötü huylu polipler (habis – malign polipler) denir.

Buna ek olarak polipler tek olabilecekleri gibi kalın bağırsak içinde birden fazla sayıda da bulunabilir. Kalın bağırsağında bir tane polip bulunan hastaların bağırsakları tamamen incelendiğinde başka bağırsak bölümlerinde de polibe rastlanabilir. Bazı hastalarda bağırsakta onlarca polip gözlenebilir. Bazı hastalarda ise kalın bağırsakta yüzlerce polip oluşur. Bu duruma “Polipozis sendromları – FAP – Ailesel Polipozis Coli – Ailesel Adenomatöz Polipozis Koli Sendromu” denir.

Kalın bağırsak kanserlerinin %90’dan fazlası polip zemininde gelişir. Fakat her polip kanser demek değildir. Düzensiz hücre büyümeleri sonucu kalın bağırsakta (Kolon ve rektumda) önce polipler oluşmaktadır. Bu poliplerden bazılarında uzun bir süreç içinde meydana gelen değişikliklerle kanser gelişimi olabileceği unutulmamalıdır. Bir polipin kanserleşmesi için yaklaşık 8-10 yıl kadar bir süre geçer.

Bu nedenle polipler kanser öncüsü hastalık olarak kabul edilirler. Hangi polipin kanserleşeceği doku incelemesi (Patolojik inceleme) yapılmadan anlaşılamayacağı için poliplerin çıkarılması gerekir. Kalın bağırsakta görülen poliplerin çıkarılması kalın bağırsak kanseri hastalığının önlenmesinde, erken tanı ve tedavisinde çok önemlidir.

Normalde 50 yaş civarı kişilerin yaklaşık % 20 sinde polip bulunur. Yaş arttıkça polip görülme sıklığı da artar. Bu nedenle risk faktörleri ve tarama testleri bu bilgiler üzerine kurgulanmıştır. Polipten kansere dönüşme sürecinin kabaca 8 yıl olduğunu söyleyebiliriz. Bu da tarama testlerinin ne zaman ve sıklıkla yapılması gerektiği konusunda belirleyicidir.

Kolorektal kansere yakalanma olasılığı yaşla birlikte artar. Bu hastalığı olanların yüzde 90’dan fazlasına, tanı 50 yaşından sonra konulmuştur.

Kolorektal kanser öyküsü olan kişilerin, özellikle genç yaşta kanser olmuşsa, yakın akrabalarında da (anne-baba, kardeş ya da çocuklar) bu hastalığa yakalanma olasılığı vardır. Eğer birden fazla akrabada kolorektal kanser öyküsü varsa, bu risk daha büyüktür.

  • İshal ya da kabızlık,
  • Bağırsaklarınızın tamamen boşalmaması hissi ve sık dışkılamaya çıkmak,
  • Dışkıda (çok açık ya da koyu renk) kan görme,
  • Dışkınızın her zamankinden daha ince olması,
  • Sıklıkla gaz sancısı ve krampları ya da doluluk ve şişkinlik hissi,
  • Nedensiz kilo kaybı,
  • Sürekli kendini yorgun hissetme,
  • Mide bulantısı ve kusma,

Çoğunlukla, bu belirtiler kanserden dolayı değildir. Diğer sağlık problemleri de aynı belirtileri gösterebilir. Bu belirtileri olan herkes teşhis ve tedavi edilmek için olabildiğince erken bir şekilde doktora başvurmalıdır.

Genellikle kanser, erken evrelerde ağrıya neden olmaz. Doktora gitmek için, ağrıyı beklememek çok önemlidir.

Belirti ve bulgular kanserin kalın bağırsak içinde yerleştiği yere göre değişiklik gösterir. Kolon kanseri belirtilerinde, kalın bağırsağın sol tarafında (makata yakın kısımlarında) yerleşen kanserlerde sıklıkla kanla karışık dışkılama şikayeti gözlenir. Hastalar dışkılama alışkanlıklarında değişiklikten, sıklıkla kabızlıktan şikayet ederler. Dışkılama sonrası rahatlayamama, karın ağrısı (özellikle sol alt taraflarda) ile aşırı gaz ve şişkinlik diğer belirtilerdir.

Kalın bağırsağın sağ tarafında (ince bağırsakla birleştiği bölgeye yakın bölgelerinde) en sık görülen belirtisi dışkı ile birlikte gizli (fark edilmeyen) kan kaybıdır. Hastalar gözle fark edilemeyen bu kanamaya bağlı kansızlık ve halsizlik şikayeti ile doktora gelirler. Aşırı yorgunluk, eskisi gibi iş yapamama ve nefes darlığı şikayetleri de ek olarak görülebilir. Diğer önemli bir bulgu da bağırsak alışkanlıklarında değişikliktir. Zaman zaman kabızlık ve/veya ishal atakları olabilir. Bu dönemde karın ağrısı, şişkinlik, aşırı gaz bu bulgulara ek olarak ortaya çıkabilir.

Bu belirti ve bulgular aynı zamanda başka hastalıklarda da gözlenebilir. Bu nedenle kesin tanı için detaylı bir inceleme yapılması gereklidir. Karın ağrısı ve kilo kaybı genellikle yaygın hastalığı gösteren geç semptomlardır. Pek çok polip ve kanser belirti ve bulgu vermez. Bu nedenle hastalar, genelde doktora, hastalığın ileri evresinde başvurur. Karın ağrısı ve kilo kaybı genellikle ilerlemiş hastalığa işaret eden geç belirtilerdir.

Unutulmamalıdır ki kalın barsak tümörlerine yol açan kolon ve rektum poliplerinin erken teşhis ve tedavisi büyük önem arz etmektedir. Kolon tümörlerinde erken teşhis her zaman hayat kurtarıcıdır. Tarama testlerini zamanında yaptırmak, özellikle makat kanamalarını mutlaka ciddiye almak gerekmektedir.

 

Güncellenme Tarihi: 17 Oca 2023, 11:05

Bu içerik, Atakent Sağlık Grubu Tıbbi Yayın Kurulu’nun onayı ile yayınlanmıştır. Sayfada yayınlanan içerikler kayıt tarihindeki bilimsel verilerle hazırlanmıştır ve sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tedavi edici sağlık hizmetine yönelik içerikler bulunmamaktadır. Doğru tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz.

Doktora Danış