tren

Hışıltılı Çocuk Sendromu

Soluk verirken duyulan, ıslığa benzer bir sesi olan hışıltı, genelde alt ve üst solunum yollarını etkileyen hastalıklarda belirir. Hışıltı her yaşta olabileceği gibi genelde 1 yaşındaki bebeklerde duyulur. Birçok faktör hışıltıya yol açabilir. Doğru tanı konulabilmesi için bu faktörlerin geçici ya da alerjik olup olmadığının bilinmesi gerekir.

Bazı çocuklarda erken yaşta duyulan hışıltı, genelde 3 yaş civarında kendiliğinden kaybolur. Bazıların da ise 6 yaşından sonra da devam edebilir. Bu gibi uzun süren hışıltılara respiratuvar sinsityal, paraenfluenza, adenovirüs isimli virüslerin etkisi ve akciğer enfeksiyonunun geçirilmiş olması yol açar. Hışıltı astıma bağlı olarak da görülebilir. Erken dönemde başlayan hışıltı, genellikle alerjik yatkınlık ve genetik faktörlere bağlı olarak görülür.  Bu çocukların yakınlarında astım, atopik dermatit ve alerjik nezle gibi şikayetlerin varoluşu dikkat çekicidir.

Hışıltılı çocukta büyüme ve gelişme geriliği mevcutsa altta yatan kalp ve akciğer hastalıklarının göz ardı edilmemesi gerekir.

Hışıltılı çocukların göğüs yapısı genel olarak normal ve simetriktir. Bu çocuklarda duyulan hışıltının, akciğerlerden gelen seslerle karıştırılmaması önemlidir. Mideden yemek borusuna doğru kaçak olması ifadesiyle tanımlanan “Gastroözefageal Refl”nün şiddetli seyretmesi sonucu mide içeriğinin akciğere geçmesinin hışıltı yaratabileceği bilinmelidir. Hışıltı, okul öncesi çocuklarda aniden başlamışsa, yapılması gereken ilk şey çocuğun yabancı bir cisim yutup yutmadığının kontrol edilmesidir. Bazı durumlarda, solunum yolunda bulunan silya denilen tüycüklerin yapılarındaki bozukluk ve hareket azlığı da hışıltı, öksürük, sinüzit ve akciğer enfeksiyonlarına yol açabilir. Hışıltı problemini teşhis etmek ve nedenini doğru anlamak adına ilk aşamada bazı basit tetkiklerin yapılması çoğu zaman yeterli olur.

 

 

 

Güncellenme Tarihi: 30 May 2022, 17:23

Bu içerik, Atakent Sağlık Grubu Tıbbi Yayın Kurulu’nun onayı ile yayınlanmıştır. Sayfada yayınlanan içerikler kayıt tarihindeki bilimsel verilerle hazırlanmıştır ve sadece bilgilendirme amaçlıdır. Tedavi edici sağlık hizmetine yönelik içerikler bulunmamaktadır. Doğru tanı ve tedavi için mutlaka hekiminize başvurunuz

 

 

Doktora Danış